İSTANBUL — İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniğinde Sağlık Bakanlığına bağlı kamu hastanelerinde taşeron MNT firması bünyesinde görev yaparken sendikalaştıkları gerekçesiyle işten çıkarılan tekniker ve temizlik işçileri, yaşadıkları hak ihlalini Evrensel’e yazdı. Artan çekim sayılarıyla birlikte radyasyon maruziyetinin yükseldiğini, dozimetrelerin dahi uzun süre verilmediğini belirten işçiler, hak arama mücadelesi nedeniyle kapı önüne konulurken MNT şirketinin klinik şefine “yılın sağlık yöneticisi” ödülü vermesine tepki gösterdi.
- İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniğinde çalışan taşeron MNT firması işçileri sendika üyeliği sonrası işten çıkarıldı.
- İşçiler, daha fazla çekim baskısıyla yüksek radyasyona maruz kaldıklarını, temizlik personeline uzun süre dozimetre verilmediğini belirtti.
- Şirketin kazancı artarken hastalar ve çalışanlar için güvenlik önlemlerinin göz ardı edildiği vurgulandı.
- Haklarını arayan emekçiler kapı önündeyken, MNT şirketi tarafından klinik şefine ödül verilmesi kamuoyunun vicdanına sunuldu.
Ne Oldu? İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde Taşeron İşçiler Neden İşten Çıkarıldı?
İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nükleer Tıp Kliniğinde MNT firması bünyesinde taşeron olarak ter döken sağlık işçileri, çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve asgari düzeydeki ücretlerin düzenlenmesi amacıyla yaklaşık üç yıl önce Türkiye Sağlık ve Sosyal Hizmet İşçileri Sendikasına üye oldu. Baskılara ve mobbinge karşı ortak bir duruş sergilemek isteyen teknikerler, temizlik işçileri ve diğer çalışanlar, sendikal haklarını kullandıkları gerekçesiyle işten çıkarıldı. Yaşadıkları haksızlığı Evrensel’e aktaran işçiler, aynı kliniğin şefine MNT şirketi tarafından “yılın sağlık yöneticisi” ödülü verildiğini belirterek, “Biz ise aynı kliniğin kapısının önündeyiz. Sendikaya üye olduğumuz, çalışma koşullarımızın düzelmesini istediğimiz ve hakkımızı aradığımız süreçte işimizi kaybettik. Bu ödülün neyin ödülü olduğunu kamuoyu bilsin istiyoruz” ifadelerini kullandı.
Neden Şimdi? Sağlık Sektöründe Taşeron Çalışma Düzeni ve Radyasyon Riski Nasıl Artıyor?
İl sağlık müdürlüklerinin gerçekleştirdiği nükleer tıp ihalelerinde çalışanlara adeta bir kit veya cihaz parçası muamelesi yapılması, sağlık emekçilerinin en büyük şikayet konularından birini oluşturuyor. Hastaneye gelen vatandaşlar tetkiklerini yaptırırken karşılarında bu işçileri bulsa da, ihale süreçlerinde sanki yalnızca cihazlar çalışıyormuş gibi bir algı yaratılıyor ve emek ile mesleki birikim geri plana itiliyor. Bu bozuk düzende çekim sayılarına üst sınır getirilmemesi, şirket için daha fazla kazanç anlamına gelirken; başta MNT olmak üzere taşeron şirketler işçilere olabildiğince fazla çekim yaptırdı. Şirketin kazancı katlandıkça çalışanların maruz kaldığı radyasyon miktarı da aynı oranda arttı, çalışma süreleri ile dinlenme hakları konusunda ciddi krizler yaşandı. Radyoaktif atıklarla ve üzerinde radyoaktif madde bulunan hastalarla birebir temas eden temizlik işçisi arkadaşlara yıllarca dozimetre dahi verilmediği, bu hayati takip cihazlarının ancak işçilerin ısrarı ve kararlı mücadelesi sonucunda temin edilebildiği kaydedildi.
Kimi Nasıl Etkileyecek? Güvenlik Önlemlerinden Yoksun Tedaviler Kime Yönelik Risk Teşkil Ediyor?
Yaşanan bu usulsüzlükler ve hak gaspları yalnızca işçileri değil, aynı zamanda kamusal sağlık hizmeti alan hastaları da doğrudan tehdit ediyor. Yüksek düzeyde radyasyon içeren lütesyum tedavilerinin, gerekli yasal ve mesleki yetkileri bulunmadığı düşünülen teknikerlere dahi yaptırıldığına bizzat tanık olundu. Cihaz arızalandığında, üzerinde hâlâ yüksek miktarda radyoaktif madde barındıran hastaların gerekli güvenlik önlemleri alınmadan kendi imkanlarıyla başka merkezlere yönlendirildiği veya süreçlerin yönetildiği iddiaları, nükleer tıp kliniklerinde hastane güvenliğinin ne denli tehlikeye atıldığını gözler önüne seriyor. Taşeronlaştırmanın getirdiği bu denetimsizlik ortamı, hem çalışanların sağlığını kronik risklerle baş başa bırakmakta hem de sunulan sağlık hizmetinin kalitesini ve güvenilirliğini zedelemektedir.
Gelişmeler ve Beklentiler
Sonraki süreçte, işten çıkarılan MNT işçilerinin başlattığı hukuki ve sendikal mücadelenin genişletilmesi bekleniyor. Sağlık emekçileri, maruz kaldıkları işten çıkarma baskısını, güvenlik ihlallerini ve taşeron sisteminin getirdiği gayriinsani çalışma koşullarını her platformda dile getirmeye devam edeceğini belirtirken; kamuoyunun ve ilgili bakanlık yetkililerinin bu skandal tablodaki sorumlular hakkında nasıl bir idari işlem başlatacağı merakla takip ediliyor.
Kaynak: Evrensel